Tek Başına Yaşamıyoruz Bu Hayatı

Son zamanlarda sosyal medyada, internette ne kadar çok kendimize dönmemiz ile ilgili yazılar, videolar görüyoruz. Kendine dönmek, kendini tanımak, sevmek, tüm yanlarınla tanışmak elbette önemli ama biraz fazla mı kendimizle uğraşıyoruz diye düşünmeye başladım. “ben onu şöyle yapmalıyım , bunu böyle yapmalıyım, öfkelenmemeliyim, sakin kalmalıyım, alttan almalıyım, geleceğimi şöyle planlamalıyım, kariyerimi şöyle yönlendirmeliyim vs. vs.” Tabii ki, kendimizi tanıyalım, geliştirelim Nazım’ın dediği gibi bir ağaç gibi tek ve hür yaşayalım ama peki bir orman gibi kardeşçesine yaşayamadığımızda bunların bir önemi var mı? Ormanda bir şeyler ters giderken ağaç tek başına huzur içinde yaşayabilir mi?
Gelmek istediğim nokta şu: kendimizle uğraşırken ormanı, ormandaki diğer ağaçları, canlıları, onlarla olan bağlarımızı ihmal ediyor olabilir miyiz? Yani ailemizi, arkadaşlarımızı, iş arkadaşlarımızla olan bağlarımızı, ilişkimizdeki bağları… Yuval Noah Harari Sapiens’inde de işbirliğinin insanlık tarihinde ne kadar önemli olduğunu vurgular. Tek başına vahşi yaşamla mücadele etmek ve hayatta kalmak pek olası değil. Birlikte düşünerek, iş bölümü yaparak, birlikte uyum içinde hareket ederek pek çok şeyin üstesinden gelmek mümkün. Bu vahşi modern yaşamda sadece iç dünyamıza dönerek huzurlu olabileceğimizi sanmıyorum. Bir arada olmak, farklılıkları anlamak, bağları ne huzursuz olacak ne huzursuz edecek şekilde kurmak. Elbette herkesle de iyi bağlar kuramazsınız belki iklimi farklıdır, belki siz o ormana ait değilsindir… Eğer bir yerlerde terslik varsa her şey de bizde başlayıp bizde bitmez. Tek başına yaşamıyoruz bu hayatı. Hiç konuşmadığımız ama gördüğümüz insanın huzursuzluğu da yansır bize, uzakta da olsa sevdiğimiz insanın mutsuzluğu da…

Instagram @sosyalbiinsan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir