İyi insanlar düşünüldüğü kadar az değil

Bir adam ölen karısının intikamını almak için ormanın derinliklerinde yaşayan çok mutlu ve ilkel bir kabileye karşı savaş açar. Amacı onları öldürmek değil, bu mutlu kabileyi mutsuz etmektir.

Sadece an’da yaşayan, ormanın kuzeyindeyken güneyinden haberdar olmayan halka “sizi her akşam bu meydanda ormanda yaşayan gelişmelerden haberdar edeceğiz” der. İnsanlar başta dirensede sonra bunu kabul eder. Ve o meydanda verdikleri haberin büyük bölümü kötü haberdir. Ormandaki yılanların tehlikesinden, yaşadıkları alanın güvensiz olduğundan bahsedilen haberler. Araya da çok az iyi haber serpiştirilir ki kasıtlı yapıldığı anlaşılmasın. Ve insanlar bir süre sonra tedirginliğe, korku duymaya alışmış hale gelirler.

İki yıl önce bir çalıştayda denk geldiğim gazeteci Cüneyt Özdemir’e de bunu sormuştum. “Verdiğiniz haberler sürekli kötü haber olduğunda biraz iyi haberlere de yer verelim diye düşünüp bir denge kurmaya çalışıyor musunuz?” diye. “Hayır, böyle bir şey göz önüne alınmıyor” demişti.
Şimdi daha çok düşünüyorum, medyanın bizi ne hale getirdiğini. İnsanların birbirine güvenmediği, korktuğu, endişe duyduğu bir toplum yarattılar. Çünkü haberlere baktığınızda herkes kötü, her şey kötüye gidiyor. İyi haberler aralara serpiştirilip “insanlık ölmemiş” deyip bu durumun nadirliğine de vurgu yapıyorlar. Sen karşındakine güvensiz tedirgin yaklaşırsan karşındaki de aynı şekilde yaklaşırsa nasıl çıkacak içimizdeki iyilik dışarıya. İyi insanlar düşünüldüğü kadar az değil. Etrafınıza iyi bakın. Fazlaca iyiliğe de tanık olacaksınız.

Instagram @sosyalbiinsan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir